Breaking News

PART 2: Arap Dünyası’nın En Güçlü Hükümdarı MbS değil, M.B.Z: New York Times


Çığrından Çıkan Prens

Beyaz Saray Danışmanları, 2009 yılında eski Başkan Barack Obama göreve geldiğinde Prens Muhammed’in sanki kendisiyle aynı kafadan biri göreve gelmiş gibi sevindiğini söylüyorlar. Her ikisi de objektif, analitik ve büyük sorulanlarla karşı karşıyaydı. Pek çok Beyaz Saray yetkilisinin hatırladığına göre Başkan Obama bir müddet Prens Muhammed ile hiçbir yabancı liderle görüşmediği kadar çok telefonda onunla görüşüyordu.

Fakat Arap Baharı aralarını açtı. Ayaklanmalar bölgeyi silip süpürdü. Müslüman Kardeşler seçimleri kazanıyordu. Ve Bay Obama demokrasi taleplerini uygun bulmuşa benziyordu. Fakat Suriye’de-ayaklanmanın BAE’nin bir düşmanını tehdit ettiği yerde- Obama; askeri müdahaleden çekinmişti.

Daha sonra ise Obama yönetiminin İran ile gizli olarak nükleer konusu üzerine görüştüğü ortaya çıktı.

George W. Bush döneminde bir ulusal güvenlik danışmanı olan ve Prens’e yakın kalan bir isim olan Stephen Hadley: “Sadece yok  sayılmış değil, aynı zamanda Obama yönetimi tarafından ihanete uğramış gibi de hissettiler. Ve bence Prens Muhammed bunu özellikle kişisel bir şey olarak hissetti.” dedi.

BAE’li bir siyasi bilimci olan ve ülkenin üst düzey yetkililerine erişim olan Abdülhaluk Abdullah’a göre, Prens Muhammed, ayaklanmalardan sonra BAE’yi hala ayakları üzerinde durabilen 22 Arap ülkesinden tek ülke olarak görüyordu.  İstikrarlı bir hükümeti, çalışan bir ekonomisi, hünerli bir ordusu ve ılımlı bir ideolojisi vardı.

“BAE, her geçen gün daha da tehlikeli hale gelen bir bölgenin bir parçası. Her yerde kaos, savaşlar ve aşırıcılar var.” dedi. “Yani bizim motivasyonumuz şu: eğer kötü adamların peşinden gitmezsek, onlar en sonunda bize gelecekler.”

Prens Muhammed, kendi ülkesi için, özel bir güvenlik şirketi olan ve daha önceleri Blackwater olarak bilinen şirketin kurucusu Erik Prince ile bağlantılı bir şirketi kiraladı. Bu şirket ile Kolombiyalı, Güney Afrikalı ve diğer ülkelerden bir paralı asker gücü kurmayı planlıyordu. Zerre kadar muhalefet eden muhalifleri dahi ezdi geçti. Demokratik reformlar için bir dilekçe imzalama çağrısı yapan 5 aktivisti tutukladı. (Bu dilekçeyi sadece 132 kişi imzaladı.) Ve Müslüman Kardeşlere sempati duyduğundan şüphelenilen onlarca kişiyi yakaladı.

BAE, aynı zamanda Washington’daki etki makinesinin motorunun hızını da artırmaya başlamıştı.  Center for Responsive Politics’in açıkladığı bir veriye göre 2017 yılında yabancı hükümetler arasında Washington’daki yandaşlarına ve danışmanlarına en çok para harcayan hükümetlerden birisiydi ve bu iş için 21 milyon dolar harcadılar. 

Doğal afetlerden sonra milyon dolarlık bağışlar yaparak hüsnüniyet kazandılar ve toplumsal tartışmalar tesis etmek için büyük düşünce kuruluşlarına milyonlar verdiler.

The Middle East Enstitüsü son zamanlarda 20 milyon dolar aldı. Enstitünün başkanı ise Bay Clarke, BAE’nin savunma kontratlarını kabul ettirmek için çok uğraş harcayan bir isim. 2003 yılında hükümetten ayrılmasının ardından BAE’nin başlıca müşterisi olduğu bir danışmanlık firması kurdu. 

Clarke, sorulan sorulara cevap vermeyi kabul etmedi.

BAE’nin Washington Büyükelçisi olan Yusuf Otaiba ise Beyaz Saray ve Capitol Hill’de temasta bulunduğu pek çok kişiye veryansın ediyordu. 

Bay Obama’nın bölgeyi aşırıcılara ve İran’a teslim ettiğini söylüyordu. Eski bir Savunma Bakanı olan Robert Gates’in hatıratında yazdığına göre Prens kendisini en yüksek seviyelerde de ifade ediyordu. Gates: “Beni çok fena azalardı.” diyor.

Prens, Orta Doğu’da konuşmaktan ziyade icraat yaptı. Mısır’da 2013 yılında seçilmiş başkanı görevden azleden ve Müslüman Kardeşlerin liderlerinden birisini askeri darbe ile yıkan darbeyi destekledi. Somali yarımadasına önce korsanlıkla mücadele için, daha sonra ise aşırıcılıkla mücadele için bir güç gönderdi.

Prens Muhammed Libya’da Amerika’nın itirazlarına ve BM ambargosuna karşı gelerek diktatör bozuntusu Halife Hafter’in güçlerini silahlandırdı. BAE’li pilotlar Trablus’ta hava saldırıları gerçekleştirdi ve en sonunda da Libya’nın doğusunda bir hava üssü kurdu.

Eski bir ABD Büyükelçisi olan Bayan Wahba, Prens’in geçmişte Washington’dan bir “yeşil ışık” beklediğini söyledi. “Şimdi belki uyarılar gönderebilir fakat artık müsaade istemiyor.”

Dev bir komşusu olan Suudi Arabistan, BAE ile sınırlar ve bölgesel nüfuz üzerinde anlaşmazlık yaşadı ve ayrıca BAE’nin dış politikasına baskı kurdu.  2014 yılının sonuna doğru Suudi Arabistan veliaht prenslik pozisyonu BAE’li Prens’in bir düşmanı olan bir isme geçti.

Bu yüzdendir ki Suudilerin haleflik savaşına müdahale etti ve Washington’da çok az bir bilinen alternatif için bütün kuvvetiyle bir lobi faaliyeti gerçekleştirdi: Yaşlı Suudi Kralı’nın favori oğlu olan 29 yaşındaki Prens Muhammed bin Selman.

Obama’nın danışmanı olan Bay Rhodes M.B.Z’nin şu sözlerini hatırlattı: “M.B.Z.’nin mesajı şuydu, eğer bana güveniyorsan ve beni seviyorsan, bu adamı da seveceksin çünkü o da aynı aynı hamurdan yoğrulmuş birisi.”

Mart 2015 ile beraber iki Prens Yemen’i beraber işgal ettiler ve İran ile aynı çizgide olan bir grubun devralmasını tesirsiz hale getirmeye çalıştılar. Daha sonra 2017’de Suudi Prens’in gücünü konsolide etmesiyle beraber Katar’ın Müslüman Kardeşlere olan desteğini kesmesi için Katar ile olan tüm ticari ve diplomatik ilişkileri kestiler.

Hem Yemen hem de Katar çekişmeleri rutin olarak Suudi önderliğindeymiş gibi lanse ediliyor fakat Bay Rhodes ve diğer yetkililerin hatırladığına göre bunları Washington’a bu planları ilk satmaya çalışan BAE’Ii Prens idi.

ABD’li diplomatlar 2015 yılının sonlarına doğru Prens Muhammed’in BAE ve yeni Suudi liderliğinin, Filistinlileri yeni bir barış anlaşmasına, sözde “dıştan içe” doğru bir yaklaşımla, masaya getirmede hayati bir öneme sahip olabileceğini söyledi.

Fakat Prens Muhammed, bunun için ABD’deki yeni yönetimi bekledi.

Prens’in Tüm Adamları


Kişisel bir elveda olması gerekiyordu.

Keskin fikir ayrılıklarına rağmen, Prens Muhammed Bay Obama ile dost canlısı olarak kaldı. Ve 4 üst düzey Beyaz Saray yetkilisine göre Başkan, onla karşılıklı olarak saygı paylaştığını düşünüyordu. Prens Muhammed arkadaş olarak Bay Obama ile son bir kez buluşmak istediğinde Bay Obama onun isteğini kabul etti ve Aralık 2016’da Beyaz Saray’da bir yemekte bir araya geldiler.

Fakat Prens Muhammed pek bir açıklama yapmadan geri adım attı. Bu yemek yerine, New York’a uçarak Jared Kushner ve Başkan olarak seçilen Donald J. Trump’ın diğer yetkilileriyle ile ilk yüz yüze görüşmesini gerçekleştirdi.

Prens Muhammed, buluşmaları ayarlamak için Falcon Edge Capital’in kurucus olan finansçı Richard Gerson’a başvurdu. O, Prens ile yıllardan beridir çalışıyordu ve aynı zamanda Bay Kushner’in bir arkadaşıydı.

The Times’a üçüncü şahışların tahsis ettiği ve bağımsız olarak desteklenmiş kanıtlara göre Bay Gerson; seçimlerden sonra Prens’e attığı bir özel mesajda, ki bu mesajlardan sadece bir tanesi, “Ne zaman gizli bir şeyler iletmek istersen ben her zaman senin güvenilir arka kanalında olacağım.” dedi. Bir diğer mesajında ise “sizin sadık bir askeriniz olarak” diyerek imzasını atıyor.

Gezinin gizli olması gerekiyordu fakat istihbarat ajanları Prens’in geldiğini saptamıştı. Bay Obama’nın danışmanları buz kesmişti. Fakat Prens Muhammed çoktan yönetimin politikalarını tersine döndürmeye çalışmak için çalışmalara başlamıştı. Buluşmalara aşina olan 2 kişiye göre Bay Trump’ın danışmanlarıyla İran tehlikesi ve Filistin barış görüşmeleri hakkında konuşuyordu.

Bay Gerson, buluşmalardan sonra M.B.Z.’ye attığı mesajda “sizden çok derin bir şekilde etkilendiler ve gerçek bir arkadaş ve en yakın müttefik olduğunuz konusunda ikna oldular.” dedi.

Prens Muhammed aynı zamanda kendisini Rusya’nın aracısı olarak da pozisyonlandırıyordu.

Özel Müşavir Mueller’in raporuna göre, Prens Muhammed’in genç kardeşlerinden birisi, Bay Gerson’u Rusya Devlet Başkanı Vladimir V. Putin ve Basra Körfezi monarşilerinin liderleri arasında bağlantı görevi gören bir Rus işadamı ile tanıştırmıştı.

Rus işadamı olan Kirill Dmitriev, Bay Gerson ile Rusya ile ABD arasında bir “uzlaşma planı” hakkında müzakereler gerçekleştirmiş ve Bay Trump’ın göreve başlama yemininden kısa bir süre önce Bay Kushner’e planın 2 sayfalık bir özetini vermişti.

Bay Gerson bu makale hakkında yorum yapmayı reddetti.

Ertesi ay, Ocak ayında, Prens Muhammed Bay Dmitriev’i bir kaçamak için Seyşeller’e davet etmiş ve orada Trump yönetiminin temsilciliğini yapacağını düşündükleri bir isimle buluşmalarını istemişti. Bu isim, Blackwater krucusu ve BAE tarafından paralı asker yetiştirmesi için işe alınan Erik Prince idi.

Prens Muhammed’in neden Rusya ve Bay Trump’ı birleştirmeye çalıştığı ise halen bir tartışma konusu fakat Amerikalı diplomatlar ve BAE’nin Washington Büyükelçiliğinin sızdırılan emaillerine göre Prens Muhammed, Bay Putin’i İran’dan ayırmak için uzun yıllar boyuca çalıştı.

Fakat savcılar Prens için çalışan ve Bay Trump’ın etrafına sızmaya çalışan ajanların aktivitelerini ve gel-gitlerini de araştırıyorlar.

Araştırmacılar şu anda , Prens Muhammed için çalışmış ve Lübnan asıllı bir Amerikan vatandaşı için casusluk yapmış ve sosyal medyada manipülasyon konusunda uzmanlaşmış olan bir İsrailli uzmanın iletişim kurduğu kişileri araştırıyorlar. Diğer savcılar ise bir başka üst düzey Cumhuriyetçi bağışçının güvenlik şirketinin Prens ile çalışmak için yasal izni olup olmadığını araştırıyor.

Özel Savcı Mueller’in ofisi aynı zamanda BAE istihbaratının başında bulunan Prens Muhammed’in kardeşi ile yakın ilişkileri olan ve Los Angeles merkezli bir gayrimenkul firması sahibi Reşit el-Malik’i sorguladı. Bay el-Malik aynı zamanda Bay Trump’ın yakın arkadaşı olan Tom Barrack’a da yakın olan bir isim ve araştırmacılar el-Malik’in bu etki şemasında parmağı olup olmadığını araştırıyor ve soruyorlar.

Bir başka soruşturma ise bir ispiyoncunun itirafı sonucu ortaya çıkan ve BAE’nin siber espiyonaj teknikleri ve eski ABD’li ajanları kullanarak Amerikan vatandaşlarını gözlemleyip gözlemlemediği olasılığını araştırıyor.

Fakat Prens’in Trump yönetimi ile olan flörtü halen zarar görmüş değil. Bay Kushner ile 2.5 yıl önceki buluşmasından bu yana, Prens Muhammed Beyaz Saray’dan talep ettiği her şeye ulaştı.

Cesur Prens

Prens Muhammed, her kış finansçılar ve eski yetkilileri Abu Dabi’de bir salona davet ederek kendisinin global etkisini ortaya koymaya çalışıyor.

Bu yıl Aralık ayında gerçekleşen toplantıların konuklarının listesi ise şöyle: Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Bush yönetiminden bir ulusal güvenlik danışmanı olan Bay Hadley, Amerikalı yatırımcılar olan Muhammed A. el-Erian, David M. Rubenstein ve Thomas S. Kaplan ve Çinli bilgisayar uzmanı ve yatırımcı Kai-Fu Lee.

Prens ayrıca tekrar kararlı bir şekilde Bay Putin ile bağları olan işadamı Bay Dmitriev’i de bu toplantıya çağırdı.

Prens Muhammed’in Arap Baharı sonrasında bölgedeki müdahaleleri bölgeyi neredeyse hiç istikrara sokmadı. Kahire’nin can çekişen ekonomisini kurtarmak için Mısır’a gönderdiği bir yardımcısı Mısır’dan hüsran ile dönmüştü.

Mısır’ın askeriye destekli hükümeti halen BAE ve Körfez’deki müttefiklerinden gelecek olan milyarlarca dolar yardıma muhtaç. Kahire, Kuzey Sina’da ise militanlarla girdiği savaşta, BAE ve İsrail Hava Kuvvetleri’nin hava saldırıları yardımlarına rağmen halen militanlara boyun eğdirebilmiş değil.

Katar’ın izole edilmesi Katar’ın politikalarını değiştirmesi için yeterli olmadı ve başarısız oldu. Libya’da ise Halife Hafter çıkmaza giren kanlı bir savaşta sıkışıp kalmış durumda.

Prens Muhammed’in Somali yarımadasındaki baskısı ise Türkiye ve Katar gibi rakipleri ile bir erişim ve etki savaşı başlattı. Somali’deki kırılgan merkez hükümeti tarafından BAE’ye yöneltilen rüşvet iddialarının ardından ise, BAE güçleri yarı otonom bölgeler olan Puntland ve Somaliland’a kaydı.

Cibuti ise, ihmal olduğunu iddia ederek geçen yıl BAE’li olan liman yönetimini bu yıl Çinli rakibiyle değiştirdi.

Brookings Enstitüsü’nde bir bilim insanı ve eski CIA yetkilisi olan Bruce Riedel: “Kendisinin Machiavelli olduğunu düşünüyor fakat daha çok Mussolini gibi hareket ediyor.” dedi.

BAE’li Prens, Amerikan istihbaratının; Suudi Arabistan’da himayesi altında olan Prens MbS’nin Virginia merkezli Suudi muhalif ve Washington Post yazarı Kaşıkçı’yı vahşice öldürme emri verdiği sonucuna ulaştığı için ise mahcup oldu.

4 yaşına basan Yemen’deki ortak müdahaleleri ise korkunç sivil kayıplarıyla kördüğüme dönüyor.

Kaliforniyalı bir Demokrat olan Temsilci Ro Khanna: “BAE, dünya vicdanında bir lekedir. BAE’nin mevcut yönetimi uygar dünyadaki her türlü ahlaki normu ihlal ediyor.” dedi.

Fakat Prens’in Trump yönetimi içerisindeki duruşu halen güçlü olarak durmaya devam ediyor. Obama yönetimi tarafından görmezden gelinen İsrail-Filistin barışı için “dıştan içe” çözüm önerileri Bay Kushner’in görünen planlarının merkezini oluşturuyor.

Bay Trump pek çok kez BAE’li Prens’in pozisyonlarını destekledi: Kaşıkçı’nın öldürülmesinin ardından onun himayesi altında olan Suudi Prens’e sahip çıktı. 

Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı resmen karşı olduklarını söylemelerine rağmen Katar’ın izole edilmesine alkış tuttu. 

İran ile Nükleer Anlaşma’yı iptal etti. 

Müslüman Kardeşleri terör örgütü olarak ilan ettirmeye çalıştı ve Yemen’deki Suudi ve BAE’li güçler için Amerikan askeri desteğini durduran yasayı veto etti.

Bay Trump, Nisan ayında Dışişleri Bakanı Pompeo’nun daha önce aynı isme geri çekilmesi konusunda yaptığı uyarıya rağmen Prens Muhammed ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinden bir gün sonra Libya’da BAE’nin desteklediği adam olan Halife Hafter’i kayırdı.

Eski ABD Savunma Bakanı Bay Mattis geçen ay Abu Dabi’de Prens Muhammed tarafından sponsor olduğu bir konferans verdi. Bay Mattis, Trump yönetimine katıldığında General Dynamics’te savunma yüklenicisi ve  yönetim kurulu üyesi olarak yıllık harçlarla beraber 242.00 dolar kazandığını ortaya koymuştu ki General Dynamics Abu Dabi ile çok yoğun iş yapıyor. Mattis ayrıca Prens Muhammed için karşılıksız olarak danışmanlık da yaptı.

Mattis: “Bu yıl Hoşgörü Yılı. Bugün dünyada kaç ülke hoşgörüye sahip?  Ben hiç böyle bir ülke bilmiyorum fakat siz bir örneksiniz.”

Çeviri: @kamerknc 

SHARE

Milan Tomic

Hi. I’m Designer of Blog Magic. I’m CEO/Founder of ThemeXpose. I’m Creative Art Director, Web Designer, UI/UX Designer, Interaction Designer, Industrial Designer, Web Developer, Business Enthusiast, StartUp Enthusiast, Speaker, Writer and Photographer. Inspired to make things looks better.

  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
  • Image
    Blogger Comment
    Facebook Comment

0 yorum:

Yorum Gönder